Ankara / Washington DC – Gazze Şeridi'nde olası bir ateşkes sonrası bölgenin güvenliğini sağlayacak uluslararası bir barış gücü oluşturulması planları, son günlerin en kritik diplomasi başlığı oldu. Bu çok uluslu misyona prensipte katılmaya hazır olduğunu belirten Türkiye, sahadaki rolüne ilişkin ABD'den net ve bağlayıcı garantiler talep etti.
Lübnan ve Suudi medyasında yer alan haberlere göre, Türkiye ve Endonezya, barış gücüne katılım için tek bir temel şart koştu: İsrail güçleriyle doğrudan bir çatışmaya girmeme garantisi.
'Barış Gücü, Çatışma Tarafı Olamaz'
Ankara'nın bu şartı, misyonun doğasına ilişkin uluslararası toplumun hassasiyetini yansıtıyor. Türkiye, askerlerinin sadece istikrarı sağlama ve insani yardım koridorlarını güvence altına alma görevini üstlenmesini, herhangi bir bölgesel çatışmanın parçası haline gelmemesini istiyor.
ABD'nin bölgedeki siyasi esnekliği korumaya çalıştığı ve İsrail'in ise bu talebe temkinli yaklaştığı belirtiliyor. İsrail tarafının, güvenlik kontrolünden taviz vermek için kendi kayıp ve cesetlerinin iadesi gibi görevlerin tamamlanmasını şart koşması, görüşmelerin ne kadar karmaşık ilerlediğini gösteriyor.
Türkiye, Güvenceyi Kimden İstiyor?
Türkiye, bu garantilerin sadece sözde kalmamasını, uluslararası mutabakatla desteklenmesini istiyor. Mısır'ın da benzer şekilde temkinli bir yaklaşımla, uluslararası güçlerin Hamas'ın altyapısını yok etme misyonuna dahil olmaması gerektiğini belirtmesi, bölge ülkelerinin ortak çekincelerini ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanı'nın Gazze'deki diplomatik çözüm çabaları ve son olarak bu barış gücüne katılım şartları, Türkiye'nin bölgedeki krizin hem insani hem de siyasi boyutunda aktif bir aktör olma kararlılığını gösteriyor.
Gözler, ABD ve diğer ortakların Türkiye'nin bu hayati talebine nasıl bir yanıt vereceğinde. Zira barış gücünün sahadaki başarısı, Ankara'nın istediği net sınırların çizilmesine bağlı olacak.
💬 Yorumlar (0)
Yorum Yap
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!